LG PZ24AYN ve PZ18AYN klima modelleri, yalnızca bulunduğunuz ortamı serinletmekle kalmıyor; enerji tüketimini daha kontrollü yönetmenize ve siz eve ulaşmadan önce yaşam alanınızı hazırlamanıza da yardımcı oluyor. Peki bu klimalar başka neler sunuyor, gelin yakından bakalım…
Yaz aylarında klima kullanırken genellikle iki farklı problemle karşılaşıyoruz. Birincisi, sıcak bir günde eve geldiğimizde içerinin dışarıdan bile daha bunaltıcı olması. İkincisi ise klimayı uzun süre çalıştırdıktan sonra “Acaba ay sonunda ne kadar elektrik faturası gelecek?” diye düşünmek.
LG’nin PZ24AYN ve PZ18AYN klima modelleri tam olarak bu iki konu üzerine yoğunlaşıyor. Bir tarafta siz eve ulaşmadan ortamı serinletmeye yardımcı olan akıllı bir sistem, diğer tarafta ise enerji tüketimini belirlediğiniz plana göre yönetebilen bir özellik bulunuyor. Yani burada yalnızca odayı soğutan klasik bir klimadan değil, günlük rutininize uyum sağlamaya çalışan daha akıllı bir kullanım deneyiminden söz ediyoruz.
Tabii bir klimada ilk bakılan şey, ortamı ne kadar hızlı ve verimli şekilde serinletebildiği. Ancak günlük kullanımda bunun kadar önemli iki konu daha var: enerji tüketimi ve çalışma sesi. Çünkü klima özellikle yaz aylarında günün büyük bölümünde açık kalabiliyor. Bu nedenle cihazın enerji tasarrufuna odaklanması ve çalışırken ortamın huzurunu bozmaması önemli hale geliyor.

Klimalara buradan ulaşabilirsiniz.
LG’nin bu modelleri de enerji tasarruflu ve sessiz çalışma yapısıyla klimayı yalnızca kısa süreli değil, gün içerisinde daha rahat kullanabilmenizi amaçlıyor. Özellikle çalışma odasında, yatak odasında ya da televizyon izlediğiniz salonda sürekli yüksek bir fan sesi duymak istemiyorsanız sessiz çalışma günlük deneyimi doğrudan etkileyen detaylardan biri oluyor.
Ancak bu klimaların benim en çok dikkatimi çeken tarafı, telefon üzerinden enerji tüketimi için bir hedef belirleyebilmeniz.
LG ThinQ uygulamasına girdiğinizde klimayı kullanmayı planladığınız süreyi ve bu süre içerisinde hedeflediğiniz elektrik tüketimini ayarlayabiliyorsunuz. Klima da yalnızca o an ne kadar elektrik harcadığını göstermekle kalmıyor; kalan süreyi ve kalan tüketim hakkını sürekli analiz ederek çalışma seviyesini otomatik olarak düzenliyor.
Mesela klimayı belirli bir dönem boyunca kullanmak için bir tüketim hedefi oluşturdunuz. İlk birkaç gün beklediğinizden daha fazla elektrik harcandıysa sistem kalan günlerdeki tüketim planını yeniden hesaplıyor. Ardından enerji tasarrufu seviyesini bu yeni plana göre ayarlayarak belirlediğiniz toplam hedefin aşılmamasına yardımcı oluyor. Bu takip ve optimizasyon klima çalıştığı sürece devam ediyor.
Böylece sürekli klimayı açıp kapatmak, sıcaklığı yükseltmek ya da “Hangi ayarda daha az elektrik harcar?” diye düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Siz uygulama üzerinden ulaşmak istediğiniz hedefi belirliyorsunuz, klima ise çalışma şeklini bu hedefe göre kendisi düzenliyor.
Elbette gerçek tüketim; evin büyüklüğü, yalıtım durumu, dışarıdaki hava sıcaklığı, seçilen derece, kapı ve pencerelerin açık olup olmaması gibi birçok etkene göre değişebilir. Bu nedenle herkes için tek bir elektrik maliyetinden söz etmek doğru olmaz. Buradaki önemli nokta, tüketimin kontrolsüz şekilde ilerlemesi yerine belirli bir plan içerisinde yönetilebilmesi.
Uygulama ayrıca tüketim beklenen seviyenin üzerine çıktığında veya olağan dışı bir kullanım algılandığında bildirim göndererek sizi haberdar edebiliyor. Böylece ay sonunda faturayı gördüğünüzde şaşırmak yerine, kullanım sırasında neler olduğunu daha erken fark edebiliyorsunuz. Hedef kullanım süresi en fazla bir aya kadar ayarlanabiliyor ve özellik günlük tüketimi takip ederek enerji tasarrufu seviyesini otomatik biçimde düzenliyor. Sistemin kullanılabilmesi için klimanın Wi-Fi bağlantısına sahip olması ve LG ThinQ uygulamasına kayıtlı bulunması gerekiyor.
Benim deneyim tarafında asıl hoşuma giden nokta ise klimayı sürekli kontrol etmek zorunda kalmamak oldu. Normalde uzun süre klima kullandığınızda zaman zaman uygulamayı açıp tüketim değerlerine bakmak veya sıcaklığı manuel olarak değiştirmek isteyebilirsiniz. Burada ise hedefi baştan belirledikten sonra sistem kalan kısmı kendisi yönetiyor.
Bu özellik yalnızca belirli bir çalışma modunda kullanılmak üzere hazırlanmamış. Soğutma, ısıtma, nem alma, uyku ve hızlı çalışma gibi farklı modlarda kullanılabiliyor. Klima çalışırken sıcaklık ve hava akışı gibi temel ayarları değiştirmeye devam edebiliyorsunuz. Yani enerji hedefi belirlediğinizde cihazın diğer kontrolleri tamamen kilitlenmiyor.

Gelelim yazın eve dönerken en fazla işe yarayabilecek diğer özelliğe.
Şöyle düşünün: Dışarıda hava oldukça sıcak, bir süredir yoldasınız ve eve ulaşmanıza birkaç dakika kaldı. Normalde kapıyı açtığınızda sizi gün boyunca içeride birikmiş sıcak hava karşılayacak. Klimayı çalıştırdıktan sonra da ortamın serinlemesi için bir süre beklemeniz gerekecek.
LG ThinQ uygulamasındaki ön soğutma özelliği bu bekleme süresini ortadan kaldırmaya yardımcı oluyor.
Öncelikle evinizin konumunu uygulamaya kaydediyorsunuz. Daha sonra klimanın hangi mesafede devreye girmesini istediğinizi ve çalıştığında hangi ayarları kullanacağını belirliyorsunuz. Eve yaklaşmaya başladığınızda telefonunuza bir bildirim geliyor. Oluşturduğunuz rutine bağlı olarak klima siz eve ulaşmadan önce çalışmaya başlayarak ortamı önceden serinletebiliyor.
Ben bu özelliği sıcak bir günde eve dönerken kullandığımda farkı doğrudan kapıyı açtığım anda hissettim. Dışarıda sıcaklık oldukça yüksekken eve yaklaşınca telefonuma bildirim geldi. Klimayı çalıştırdıktan birkaç dakika sonra eve ulaştım. Kapıyı açtığımda içerideki o ağır ve bunaltıcı sıcaklık yerine çok daha ferah bir ortamla karşılaştım.
Asıl güzel tarafı, eve geldikten sonra klimanın karşısında serinlemeyi beklemek zorunda kalmamak. İçeri giriyorsunuz, üzerinizi değiştiriyor, bilgisayarın başına geçiyor ya da koltuğa oturuyorsunuz ve ortam zaten hazırlanmış oluyor. Özellikle güneş alan odalarda veya gün boyunca kapalı kalan evlerde bu küçük detay ciddi bir konfor farkı yaratabiliyor.
Bu sistem yalnızca yaz aylarında ön soğutma için değil, desteklenen kullanım senaryolarında kışın ortamı önceden ısıtmak amacıyla da kullanılabiliyor. Telefonun konum izinlerinin açık olması, ev konumunun doğru kaydedilmesi ve ilgili akıllı rutinin uygulama üzerinden etkinleştirilmesi gerekiyor. Kullanıcı belirlenen mesafeye yaklaştığında sistem seçilen koşullara göre çalışıyor ve telefona bildirim gönderiyor.
Burada deneyimi güzel yapan şey, teknolojinin kendisini sürekli göstermeye çalışmaması. Her seferinde karmaşık ayarlara girmeniz veya uzun işlemler yapmanız gerekmiyor. Bir kez konumunuzu, yaklaşma mesafenizi ve istediğiniz çalışma koşullarını ayarladıktan sonra bu sistem günlük rutininizin doğal bir parçası haline geliyor.
Bir süre sonra evden çıkarken klimayı kapatıp kapatmadığınızı düşünmekten çok, eve dönüşte ortamın hazır olacağını bilmenin rahatlığını yaşamaya başlıyorsunuz. Özellikle yoğun bir günün ardından sıcak ve havasız bir eve girmek yerine serinletilmiş bir ortamla karşılaşmak, kâğıt üzerinde küçük görünen ancak günlük kullanımda fark yaratan bir deneyim.
LG PZ24AYN ve PZ18AYN modellerinin öne çıktığı nokta da tam olarak burada. Bu klimalar yalnızca sıcaklığı düşürmekle yetinmiyor. Ne kadar enerji kullanmak istediğinizi dikkate alıyor, tüketimi belirlediğiniz hedefe göre yönetmeye yardımcı oluyor ve siz eve gelmeden ortamı hazırlayabiliyor.
Kısacası evden çıkıyorsunuz, günlük işlerinizi hallediyorsunuz ve eve yaklaşırken klima ortamı serinletmeye başlıyor. Kapıdan içeri girdiğinizde sizi bunaltıcı bir sıcaklık yerine daha ferah bir oda karşılıyor. Bu sırada enerji tüketimi de uygulama üzerinden belirlediğiniz plana göre takip ediliyor.
Yani sürekli klima ayarlarıyla uğraşmak yerine hedefinizi belirliyor, rutininizi oluşturuyor ve gerisini klimaya bırakıyorsunuz. Bence akıllı ev teknolojisinin olması gereken hali de tam olarak bu: Hayatı karmaşıklaştırmak değil, günlük olarak yaptığımız küçük işleri daha zahmetsiz hale getirmek.

